Bakırköy 5.İcra Hukuk Mahkemesi 2020/874 Esas, 2021/12 Karar 4.1.2021 Tarih
Sayın Yerel Mahkemece yapılan yargılamada;
Sayılı taşınmazda borçlu ………..’ın hissesinin 04/02/2020 tarihinde satın alındığını, icra müdürlüğünden haczin fekki talebinde bulunulduğunu, ancak icra müdürlüğünce covid nedeniyle sürelerin durduğu ve dolayısı ile satış isteme süresinin eklenmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılarak henüz satış isteme süreleri geçmediğinden talebin reddine karar verildiğini, bu kararın usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek, taşınmaz üzerindeki haczin İİK’nun 106 ve 110. Maddeleri gereğince fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Gerekçeli kararda dayanak olarak gösterilen Yüksek Yargı kararları şu şekildedir:
“… Şikayetçi/3. kişi işbu dosyada; İcra Müdürlüğünün 30/03/2018 tarihli kararına istinaden yapılan haciz ve muhafaza işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiş ise de, şikayetçinin takip dosyasında borçlu sıfatının bulunmadığı, üçüncü kişi durumunda olduğu ve mahcuzlar hakkında icra işleminin usulsüz olduğundan bahisle haczin kaldırılması talebinde bulundukları anlaşılmaktadır. Haczin kaldırılması talebi yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olup; takibin tarafı olmayan 3. kişinin bu şikayette bulunmaya hakkı yoktur. Bu durumda, mahkemece, şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken …” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 30/01/2019 tarih, 2018/1118 Esas, 2019/273 Karar)
“… Yapılan haczin içeriğine ilişkin 3. kişinin taraf olmadığı icra dosyasında şikayette bulunma imkanı yoktur. Bu nedenle davalıların istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davacının istinaf talebinin ise esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur…” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 17/07/2018 tarih, 2018/827 Esas, 2018/1881 Karar)
Dava dilekçesi, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın, şikayet yoluyla haczin kaldırılması istemine ilişkin olduğu, şikayetçinin, icra takibinin tarafı olmayan üçüncü kişi konumunda olduğu, bu nedenle tarafı bulunmadığı icra takibi için icra mahkemesinden şikayet yoluyla haczin kaldırılmasını isteyemeyeceği, haczin içeriğine ilişkin şikayette bulunamayacağı, zira haczin kaldırılması talebi yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olup; takibin tarafı olmayan üçüncü kişinin bu şikayette bulunma hakkının olmadığı, dolayısıyla şikayetçinin işbu şikayette aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla; şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.