Yargıtay 15.Hukuk Dairesi 2007/1786 Esas, 2007/2800 Karar, 26.4.2007 Tarih
Yerel Mahkeme İstanbul Asliye Ticaret mahkemesinde açılan alacak-tazminat konulu bir davada, dava dilekçesinde; müvekkili şirketin mimarlık bürosu olduğunu, konut, mağaza, restoran, işyeri ve özellikle perakende zincir mağazalarının iç ve dış dekorasyonu işi ile iştigal etmekte olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında vekalet-istisna karma akdi bulunduğunu, ………………………….. mağazalarının konsept projelerinin, iç mekan tasarımlarının ve danışmanlıklarının yapılması ve uygulama faaliyetlerinin taşeron bazında organizasyonu ve şantiye planı ve proje koordinasyonu hizmetlerine ilişkin sözleme akdedilmiş olduğunu, müvekkili şirketin yapmış olduğu hizmetlerin bedelinin ödenmemesi nedeni ile davalı şirketin mağazalarının bulunduğu illerde bilirkişi yapılmış olduğunu, gerçekleştirilen tespitler ile, müvekkil şirketin tüm edimlerini yerine getirmiş ve mağazalara ilişkin tüm plan, proje, perspektif ve tasarıları sunmuş olduğu ve de mağazalarda müvekkil şirketin proje ve tasarımlarının kullanıldığı ispatlanmış durumda olduğunu, Müvekkil şirketin 88.720.USD alacağının davalı şirket tarafından kötüniyetli olarak ödenmediği nedenle toplanacak deliller ışığında; fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 6.000.USD alacağa temerrüt tarihi olan 13 Mart 2005 tarihinden itibaren Bankalarca döviz mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz haddi üzerinden faiz, 1.000.YTL manevi tazminata dava tarihinden itibaren merkez bankası avans faizi işletilerek alacak ve tazminata hükmedilmesini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili ise cevap dilekçesinde; Mimari sözleşmelerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 4. maddesine göre Güzel Sanat Eserleri kapsamında olduğunu, FSEK hükümlerine tabi olduğunu ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamına gören eserlerle ilgili ve bunlardan kaynaklanan her türlü uyuşmazlık ve davada bu alanda özel olarak kurulmuş olan İstanbul Fikri Sınai Haklar hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, bu itibarla görev ve işbölümü itirazları olduğunu, dosyanın görevli İstanbul fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini talep etmiştir.
Nitekim İstanbul Asliye Ticaret mahkemesi verdiği hükümde; Mimari sözleşmelerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 4. maddesine göre Güzel Sanat Eserleri Kapsamında olduğunu ve FSEK hükümlerine tabi olduğunu, Davanın İstanbul Fikri Sınai Haklar ve Hukuk Mahkemelerinin görevine girdiğini ifade ederek Mahkemenin görevsizliğine karar vermiştir.
Davacı vekili ise karara karşı üst mahkemeye başvurmuş olup dilekçelerinde aşağıdaki hususlara değinmişlerdir.
FSEK ‘nun 4.maddesi Güzel Sanat Eserleri başlıklı olup maddede, estetik değere sahip olan; ……. Mimarlık Eserleri ” güzel sanat eseri olarak kabul edilmiştir.
Dolayısı ile anılan kanun metninde mimari sözleşmeler ile ilgili bir ibare veya tanımlama bulunmamaktadır.
Bu hususun bir yanlış yazım olarak karara geçtiği kabul edilse bile yasa metni yapı haline gelmiş mimarlık eserlerini içermektedir. Yani dava konusu mimari projelerin FSEK’nun 4.maddesi ile ilgisi …….. maddenin anlamı ve ruhu arasında da bir irtibat bulunmamaktadır.
Dava konusu mimari proje, vaziyet planı, plan ve perspektiflerin ücretin alınamaması ile ilgilidir. Eğer FSEK’nundaki yeri aranıyorsa ilgili eser tanımlaması yasanın 2.maddesinin 3. fıkrasında yer almaktadır ki bunun da davamız ile şu anda bir ilgisi bulunmamaktadır.
Keza bu haklara dayalı olarak açılan davalar kapalı sayı ilkesine tabidirler.
Bilindiği üzere FSEK, eser sahibinin üretmiş olduğu eserlere vak’i tecavüzlerin önlenmesi ve buna ilişkin tazminatların tazmin edilmesini mümkün kılmaktadır.
Burada alacak istemleri değil başlı başına tecavüzden doğan haklar talep edilebilmektedir. Yine bilindiği üzere eser sahibinin mali ve manevi hakları yasada düzenlenmiş olup anılan bu haklar yasa ile koruma altına alınmıştır.
Mali haklar ile manevi haklara tecavüz halinde açılacak olan davalar ise sınırlı sayıda olarak yasada belirtilmiştir. Buna göre;
A-) HUKUK DAVALARI
1-) Eser sahibinin tespiti davası (FSEK M.15) 2-) Tecavüzün ref’i davası (FSEK M 66-68) 3-) Tecavüzün men’i davası (FSEK m.69)
4-) Tazminat davası (FSEK M.70)
5-) Vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan davalar (FSEK M.68-70) “ denilmiştir.
Davada, yanlar arasındaki sözleşmeler uyarınca çizilen plan ve projeler, verilmiş olan danışmanlık ve teknik firmaların koordinasyonu hizmetleri nedeniyle iş bedelinin tahsili ve ticari itibarın zedelenmesi sebebiyle BK’nın 49. maddesine göre manevi tazminat talep edilmiştir. Sözleşmede, bir ücret karşılığı iç mimari ve dekorasyon projelerinin hazırlanması, şantiye planı ve proje koordinasyonu hizmetlerinin koşullarını düzenleme, taşeronların üstlendikleri işlerin projelere uygunluğunun kontrolü işleri davacı yanca üstlenilmiştir. Buna göre davacı yüklenici davalı iş sahibinin vermeyi taahhüt ettiği bedel karşılığı eser meydana getirmeyi taahhüt ettiğinden, yanlar arasındaki ilişki BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. 5846 Sayılı FSEK’nın 4. maddesinde mimarlık eserleri güzel sanat eserleri kapsamında sayılmış ise de, mimari sözleşmelerin güzel sanat eseri olduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davada tecavüzün önlenmesi, telif hakkı, eser sahipliğinin tesbiti tecavüz nedeniyle tazminat istenmediğinden uyuşmazlığın iş bedeli yönünden BK’nın 355 ve devamı maddeleri, kişilik haklarına saldırı açısından BK’nın 49. maddelerine göre çözümlenmesi gerekir. Taraflar tacir ve iş de ticari işletmeleri ile ilgili ticari iş olduğundan dava değerine göre davaya bakmakta TTK.’nın 5.maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir.
Bu durumda davaya bakmakta genel mahkemeler görevli olduğundan mahkemece görev itirazının reddiyle, işin esasının incelenip davanın sonuçlandırılması gerekirken yanlış değerlendirme sonucu görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.