T.C. YARGITAY 11. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2015/11091 KARAR NO: 2016/5898
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/04/2015 tarih
ve 2014/562-2015/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve
temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla…Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili
aleyhine sigorta brokerliği hizmeti karşılığından prim borçlarının ödenmediğinden bahisle icra takibi
başlattığını, müvekkilinin takibe itirazı üzerine davalı şirket tarafından İstanbul 11. Asliye Ticaret
Mahkemesin'de itirazın iptali davası açıldığını, açılan dava nedeniyle yapılan yargılama neticesinde
2005/683 esas 2006/552 karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararın
davalı vekilince Bakırköy 2. İcra Müdürlüğü'nün 2005/2104 esas sayılı dosyasında icra takibine konu
edildiğini, müvekkilince kararın temyiz edilmesine karşın tehiri icra kararı alınamadığını, yapılan
temyiz başvurusu üzerine mahkemece verilen kararın bozulduğunu, dosyanın geçirdiği safahat
sonrasında İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/276 esas 2014/59 karar sayılı ilamı ile
davanın reddine karar verildiğini, ancak daha öncesinde davanın kısmen kabulüne dair verilen karar
uyarınca yapılan takip nedeniyle müvekkilince icra tehdidi altında icra dosyasına yatırılan 15.200,00
TL'nin 1.8.2007 tarihinde davalı tarafından tahsil edildiğini, müvekkilince davanın reddi sonrasında
ödemiş olduğu ana para ve faizinden yoksun kalınması nedeniyle uğranılan zarara binaen davalı
aleyhine İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2014/11913 esas sayılı takip dosyasında icra takibine
başlanıldığını, söz konusu dosyada davalı tarafından talep edilen alacağın 15.200,00 TL'lik kısmının
ödenerek diğer talepler yönünden itirazda bulunulduğunu, icra vekalet ücreti ve icra masraflarına
yönelik itirazın kabul edilmekle birlikte paradan yoksun kalınması nedeniyleuğranılan zarara binaen
talep edilen alacak yönünden yapılan itirazın yerinde olmadığını, ileri sürerek davalının İstanbul 7. İcra
Müdürlüğü'nün 2014/11913 esas sayılı dosyasında asıl alacak dışında faiz alacağına yönelik itirazının
iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini
talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinden faiz isteme hakkı olmadığını, mahkeme kararı uyarınca tahsil
edilen paranın eski hale iadesi yoluyla ödenmesinde bu tutara faiz işletilemeyeceğini, eski hale iade
için ise yeni takibe gerek olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca alacaklının
mahkeme kararına dayalı olarak tahsil ettiği parayı tamamen veya kısmen iade borcu doğmasının
anılan kanun hükmü uyarınca bu husustaki kararın kesinleşmesine bağlı olduğu, karar kesinleşinceye
ve iadesi istenilen tutar talep edilinceye karar tahsil edilen paranın elde tutulmasının kanuni hakkın
kullanımı niteliğinde bulunduğu, davalı tarafından ödeme emrinin tebliği ile yasal süre zarfında tahsil
edilen meblağın iade edildiği, davalının tahsil ettiği parayı elinde tutmasının kanun gereği olması
nedeniyle sebepsiz zenginleşmeden de söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar
verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, icra tehdidi altında ödenen paranın iadesine kadar geçen süreçte kullanılamamasından
kaynaklanan zararın tazmini için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalı tarafından başlatılan icra takibine davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/683 esas sayılı dava dosyasında itirazın iptali davası
açıldığı, bu davanın yargılaması neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kabul edilen
kısmın tahsili için davalı tarafından icra takibine başlanıldığı, takiple birlikte icra marifetiyle davalıdan
15.200,00 TL'nin tahsil edildiği, davalının temyizi üzerine itirazın kısmen kabulüne ilişkin kararın
bozulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, bu karar
üzerine davacı tarafından İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2014/11913 esas sayılı dosyasında icra
tehdidi altında ödenen 15.200,00 TL ile bu paranın davalıya ödendiği tarih ile takip tarihi arasında bu

paradan yoksun kalınması nedeniyle oluşan zarara binaen 9.196,00 TL'nin davalıdan tahsili için icra
takibine başlanıldığı, davalı tarafından 15.200,00 TL'lik kısmın ödeme emrinin tebliği sonrasında
davacıya ödenerek geri kalan kısım yönünden takibe itiraz edildiği, iş bu itiraz üzerine mevcut davanın
açıldığı sabittir. İİK'nın 40/2. maddesinde “Bir ilam hükmü icra edildikten sonra nakzedilipte aleyhinde
icra yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kati bir ilamla tahakkuk ederse ayrıca
hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.” şeklinde bir
düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca icranın iadesi yoluyla alacaklıdan geri alınıp
borçluya verilecek miktar borçlunun icra dairesine ödediği miktardır. Bu paranın icra dairesine
ödendiği tarih ile icranın iadesi yoluyla geri ödendiği tarih arasındaki dönem içerisinde borçlunun
ödediği parayı kullanılamamasından doğan zararı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca alacaklıdan tahsil
edilemez. Ancak borçlu, bu döneme ilişkin olarak ödediği parayı kullanamamasından kaynaklanan
zararın tazmini için ayrı bir dava veya takip yapabilir. Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme
hakime aittir. Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafından başlatılan takibin itiraza konu edilen kısmı;
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2005/683 esas sayılı dosyasında verilen karara istinaden
yapılan takip nedeniyle davalıya ödenen paranın kullanılmamasından kaynaklanan zarara ilişkin olup
bu nedenle İİK'40/2. Maddesi hükmünün uyuşmazlığa uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan bu durum karşısında mahkemece, işin esasının incelenip sonucu uyarınca bir karar
verilmesi gerekirken uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesinde hataya düşülüp yazılı gerekçeyle davanın
reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı
yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz